İçindeki Ateşin Dönüşüm Zamanı

Tüm dünyada ciddi büyük ormanlar, topraklar, canlılar yanıyor. Bizim ülkemizde de ilk defa bu kadar seri, bir arada yangınla karşılaştık, hepimiz sarsıldık Son 3-4 yıl zaten bizleri sarsa sarsa geldi.

(Bu yazım olaya hem maddesel, hem duygusal, hem ruhsal alandan bakmaya yönelik. Biliyorsunuz zaman zaman eril-dişil enerji ile ilgili atölye çalışmaları yapıyorum. Hem eril-dişil enerji- hem 5 element sistemi ilgi alanım olduğu için bu yönden yazacağım bu yazımı.)

İki yıldır hava elementi, geçen aylarda su elemeni ile sınandık, şimdi ateş ve toprak…

Ateş hem şifacıdır, hem yakarak dönüştürücüdür. Her şerde bir hayır, her hayırda bir şer vardır. Bu yanışların bilincimizde ileriye kuantum sıçrama yapmasına ve üst bilince geçerek doğamıza saygılı yaşamamıza vesile olmasını dilerim.

Ateş pozitif yönünde şifacıdır, sevgidir, kalp enerjidir, kalbin ateşidir, cesarettir. Kalp ateşin iyi yanmazsa işlerin iyi gitmez, başarılı olsan da mutuluk ve tatmin duyamazsın.

Ateş sevgi ile kendini gösterdiğinde kalpleri ısıtıcıdır, gönüllerin kinini, soğukluğunu çözer, araları yumuşatır. İlişki başlatır, muhabbet artar, orada olandan, yapılandan tad alınır.

Ama ateş negatifine kaydıysa öfkedir, kızgınlıktır, fazla olduğunda yakıp kavurur. Olduğu yeri yok eder. Bu yangınlar da bu yönden içimizdeki öfkenin bir şekilde dışa yansıması olarak görüyoruz ruhsal yönden baktığımızda. Nerelere öfkelendik, nerelerde öfke biriktirdik? Hep birlikte başımızı öne eğelim de bakalım, bu öfkeleri dönüştürelim mi?

Yangınlar umuyorum bu kadar kötü sonuçlara varmadan biter ve bu boyutta tekrarlanmaz.

Olan sanki ruhsal düzlemde uyuyan ve uyanmak istemeyen insanoğlunu sarsamaya yönelik.

Ateş elementi ile sınanıyoruz şimdi. Ateşin öfke enerjisi. Belki doğaya, içimize gömdüğümüz öfkeler doğada kendini gösterdi, belki ona umursamaz tüketici, hırslı davranışlarımızı bize gösterdi. Belki de doğa bizle böyle farkındalığa çıkarma için kendini yakıyor. Umuyorum gerçek kısa zamanda ortaya çıkar.

5 Element sisteminde ise Çok aşırıya giden öfke ağaç elementini yakıyor, Niye? İçinde yeterince su olmadığı için, yani duygularından kopuk olduğundan. Son zamanlarda, bekli de yıllardır esnek olamadığınız yer neresiydi, içinize su alamadığınız? Ağaç ve ateş elementini dengelemek için su elementi gerekiyor, ki orman yangınlarını söndürmek için de su istemiyor muyuz?

Endüstrileşme, batılılaşma, zihin yönetimine geçme ile insanda (hem kadın hem erkek) Eril ve Dişil Enerji arasındaki arasındaki uçurum arttı. Erkekler daha eril / yıkıcı erile geçerken (Bu konuda youtube’da Didem Öztabak ile yaptığım söyleşimi dinlemenizi öneririm) kadınlar da dişil enerjilerini bırakıp daha eril hale gelmeye başladı.

Ne yazık ki endüstrileşme kadından da bunu istedi ve kadın belki yılların baskılanmışlığıyla bir özgürlük kapısı diye bunu sorgulamadan kabul etti. Hepimiz kendi öz doğamızdan farkındalıksız bir şekilde uzaklaştık. Şimdi insanoğlu olarak bunların sancılarını çekiyoruz bana göre.

Yin-Yang, yin’in için de yang, yang’in içinde yin vardır. Biri diğerinden bağımsız değidir.

Oysaki yin-yang dengede olmalı, Denge bozuldu mu kaos ortaya çıkar, kaosu gidermek için akılcı yönetim devreye girmelidir. Doğru toprak ve su enerjisi.

Hepimizde olan enerjidir eril-dişil. Biri olmadan diğeri olmaz. Çin buna yin-yang der ve gördüğünüz sembol ile gösterir. Beyazın içinde siyah, siyahın içinde beyaz vardır, dünyada herşey bu düzenle kurulmuştur. Biri aşırıya gitse diğerini etkiler. Dengeye gelmek, dengede olmak çok önemli. Bu konuda aşağıda önerdiğim kitapları okuyabilirsiniz)

Doğa ana dişil enerjidir. Su dişil enerjidir… Önce müsilaj, şimdi yangınlar ile toprağımızı, ağacımızı, yaşam enerjimizi nasıl kirlettiğimizi görüyorsunuz değil mi.

Doğa dişidir. Kaostur, kestirilemez, Bu nedenle dişil enerjiyle oynamak şakaya gelmez. Ne zaman ne göstereceği belli olmaz. Bunu lütfen artık depremlerle, sellerle, orman yangınları ile deneyimlemeyi bırakalım, çok hassas dönemlerden geçiyoruz, çok daha sağduyulu, bilinçli ve toprağına, vatanına, dünyaya saygılı hareket etme zamanları içindeyiz.

Yani artık hem erkeğin hem kadının içindeki dişil enerjiye duyarlı, farkındalıklı ve iyi davranmaya başlama, yeniden bağlantı kurma zamanı…

Son birkaç yüzyıldır baba ailenin dışına itilmiştir, çocukları ile ilgisi azaltılmış, sadece para kazanma sorumluluğu ile kısıtlanmış, duygularından koparılmış (dişil enerji); çocuğunu sevmesi, büyüdüğünü yakından izlemesi, evde katkısı bile kısıtlanmış; “sen erkeksin” denmiş duygularını ifade etmesi kısıtlanmış; duygularını ifade ederse sadece öfke, kızgınlık, baskı kurma, kendini geri çekme gibi duygularını ifade etmesine izin verilmiştir. Düşünsenize halen Anadolu’da ‘ayıp’ diye çocuğunun başını bile okşamasına izin verilmemiş babalar tarafından büyütülmüş birsürümüz var.

Erkeğin kendi acısını, kendi sevgisini en içten şekilde ifade etmesi engellenmiştir. Kendi duyguları ile bağlantısı kopuk erilin yarattığı düzenin de çok hayır getirmesini bekleyemezsiniz doğal olarak.

Sadece savaşçı enerji ile hareket ettiğinizde bir süre sonra karşınızda yeni düşman imajları yaratmaya başlarsınız. Dengeli, kalpten bir savaşçı ancak sağlıklı dönüşümü sağlar. Bu da duygularınızla, kalbinizle bağlantıdan geçer.

Yani erilin sevgi ile yaratma, sevgisini ifade etme, sevgi ile var olma hakkının elinden alınmasından beri hem kadın, hem erkek, hem doğa, hem dünya acı çekmektedir.

Sonuçta kendi sevgisini ifade edemeyen erkek sevgiden işler ortaya koymakta zorlanmakta, olayı sadece para, rekabet, çıkar olarak görmeye başlamış, bu durumun yan ürünü olarak kadına da şiddet artmıştır.

Baskılanmış, bastırılmış, düşünmesine ket vurulmuş, rahat hareketleri engellenmiş kadını saymıyorum bile, onlar zaten bu yönden durumun vehametinin çoktan farkındalar ve uyananlar kendilerini geliştirme, kendileri ile temasta olma çabaları içindeler.

Bu yıl Yakutistan’da 4 milyon m2 toprak yanmış,

Türkiye’de son 5 yılda 18 milyon m3 orman, bu Ağustos’da…

Geçen sene Avustralya yangınını biliyorsunuz. Belki daha uyanmamıştık o sırada… Ne de olsa ateş düştüğü yeri yakıyor değil mi?

Yunanistan’da adaların nasıl tahliye edildiklerini seyrediyoruz belki şimdi hallerini daha anlayarak.

Bu yangınların küresel ısınmaya etkisi ne olacak, su kaynaklarının buharlaşmasına etkisi ne olacak?

Bunların üzerine hepimizin düşünmesi, itidalli olması, kendi ekonomisini iyi yapması, gereksiz, lüzumsuz harcamalardan, kullanımlardan kaçması, toprağına sahip çıkması, yerel üretici desteklemesi, doğayla ilişkisini yeniden tanımlaması, doğadan özür dileyerek doğaya duyarlı davranmasının zamanıdır.

Kendi bilincini geliştirmek için de şu doruları kendinize sormakta fayda var;

  • Bu yangınların oluşmasına benim katkım ne?
  • Çevreme ne kadar duyarlıyım? Çevremden ne kadar alıcı? Ne kadar vericiyim?
  • Benim içimde neler oluyor, duygularımla ne kadar temastayım, içimdeki öfkelerin bunlar etkileri neler? en çok hangi duygumla temastayım?

Sorularını kendimize sorup, fark etme ve dönüştürme zamanı… Bir insanın bile kendi üzerinde daha dengeli, bilinçli bir insan olmak üzere çalışması insanlık adına yapacağı bir katkıdır.

Doğru eylem, doğru karma yaratma için biz insanların güne ilk eylemine başlarken soracağı ilk soru “bu eylemime hangi enerji ve hangi duygu ile başlıyorum?” olmalıdır. Zira başlayacağınız duygu, bir sonraki eylemenizin kalitesini belirleyecek.

Dışımızdaki ve içimizdeki ateşi bizi ısıtan, şifa veren ateşe dönüştürme dileği ile.

Nilgün YETİŞ/ Uçak Müh, Dönüşüm Koçu

Kitap ÖNerilerim: 1- Didem Öztabak-Bilge Ay Cesur Güneş 2- Osho- Erkek, 3- Osho-Kadın, 4- Ağaçarın gizli yaşamı-Peter Wohlleben 5- Çınlayan Sedir Serisi-Vilademir Megre