Kadınlar soru sormaz!

Kadınlar soru sormaz. Kadınların yerinde ve doğru soru sorma becerileri yüzyıllara içinde sekteye uğratılmıştır. Bunun için kadın bir konuşmaya başladığında bağıra bağıra konuşur. Çığlık atar adeta. O güne kadar susmuşluğuna, o güne kadar kendine “Hayır”, herkese “EVET” demişiliğine çığlık atar ve bu herkesi korkutur. kimi zaman bu çığlık dışarıya atılmazsa, içeride hastalık olarak gösterir. Bu nedenle migren, fibromiyalji, bel fıtığı, sebebi bilinmeyen ağrı kadında daha çok görülür.

Kadının suskun kalması da tehlikelidir, bağırması da…

İster eğitimli olsun, ister eğitimsiz, bilinç yapısı ve düşünce sistemi üzerinde çalışmamış bir kadın doğru soruyu sor-a-maz (ki çoğumuz öyleyiz), çünkü doğru soruyu soracağı zaman duyguları içinde bocalar durur. Dağılır, oraya nereden geldiğini unutmuştur. Ne isteyeceğini de. Nasıl isteyeceğini. Bu sefer gelgitlerde kalır. “İstediklerimi alabilir miyim? verirler mi bana? alınca ne yapacağım, yönetebilir miyim? istediğim gerçekten bu mu?” Bu iç çatışma böyle sürer gider ve içeriden de kendin aksi sorularla baskılar.

İstemeli miyim? istememeli miyim? Alabilir miyim? Almamalı mıyım? Hakkım var mı? Yani kendi kendinin sabotajcısıdır kadın. Sonra da neden duymuyorlar beni? Neden görmüyorlar? sorularına cevap arayarak debelenip durur.

Sevgili Hanımlar, Bu yazımda sizleri soru sormaya teşvik etmek istiyorum ve size birkaç sorum var:

1- Bunca yıl nerelerde, hangi soruyu sorabilecekken sormadınız? Nerede sustunuz? nerede yuttunuz? yazın.. Yazarsanız duygularınızı boşaltmaya başlarsınız. Bu bir sağaltım, şifa çalışmasıdır. Kendinle yüzleşmedir aynı zamanda ve olayları daha gerçekçi bir pencereden görmeye başlarsınız, belki bu güne kadar dışarıyı suçladınız ama şimdi kendi sustuğunuz, kendinizi susturduğunuz yerleri görüyorsunuz.

2- Şimdi spesifik her bir olaya derinlemesine dalın. Bunu isterseniz sonraki bir gün de yapabilirsiniz. (bu çalışmaların hepsini yazarak yapmanızı önerdiğimi bir kez daha yenileyeyim) Soru sormanız iyi olacak iken sormadığınız size hala acı veren bir olayı hatırlayın ve zihninizde görselleştirin. Sonra orada aslında sormak isteyip soramadığınız soruyu o kişiye şimdi sorun! bakın soruyu sorunca içinizde neler beliriyor. İçsel bilgeliğinizi dinleyin. İçsel bilgeliğinizden size bir cevap ya da yönlendirici bir soru gelecektir. Bugüne kadar o konuyla ilgili belki kendi içinize hiç bakmadınız, o konuyla ilgili kendinizi hiç sorgulamadınız, neyi istediğiniz, istemediğiniz, gerçekte ne istediğinize dair? Belki daha önceden bir alan araştırması yapmanız gerekiyordu yapmadınız? Belki biraz daha konuyu araştırarak başlamanız daha faydalı olurdu? Kendinize sorunuz ne olabilir? Mesela;

  • O ilişkiyi gerçekten istiyor musun? O işi? O evi? O arkadaşlığı?
  • O ilişkiyi, işi yaşadığında neler olacak? neler deneyimleyebilirsin?
  • Yaşayanlar neler yaşamış?
  • Senin için neden bu kadar önemli? Senin için anlamı ne?

Bu bir derin kazıdır. Bu sorulara cevap verdiğinizde anda olma, otantik olma, otantik cevapalar verme, otantik sorular sormak kapasiteniz artacak ve bu çok kıymetli.

Sorular hem içe doğrudur hem dışa doğrudur. Doğru soruları sormaz isek istediğimiz hayatı yaratamayız.

3- Bu soruları sorarak şimdi aynı olayı tekrar görselleştirin ve şimdi sormak istediğiniz soruları sormuş halinizle olay nasıl seyrediyor bakın… Hala o olayın içinde olmak istiyor musun? Değer miymiş? Değmez mi? Şimdi bu bilgiler ışığında neyi farklı yapabilirsin? Şimdiki hayatında hangi soruları sorarsın?

Bu na alan açın ve lütfen tekrar tekrar pratik edin. Hem soru sormak kapasiteniz artacak hem de otantik benliğiniz açığa çıkacak.

İngilizce de “Speak Up” diye bir tabir vardır, anlamı –ne düşündüğünü açıkça söylemektir-. Dışarıya güçlü bir şekilde konuşabilmen için seni cesaretlendirir. Konuşurken kelimelerin, cümlelerin net çıkmasına teşvik eder. Ben de sizleri bu şekilde teşvik ediyorum. Sorunuzu açık ve net şekilde sorma hakkınız var. Her zaman! evet her zaman. Hesap kitap yapmayı, kendinizi susturmayı -sırası değil demeyi, sen kim oluyorsun da bu soruyu soracaksın demeyi bırakın. Bana sorarsanız ayrıca bir soru listeniz olsun, soru pratikleriniz olsun; yeri geldiğinde pratik olarak rahatlıkla sorabilmeniz için.

Zamanında soracağınız soruyu uygun dille sorarsanız yumurta kapının ağzına geldiğinde çığlık çığlığa ya da bağırarak ya da yargılayarak sormazsınız.

Görüş ve yorumlarınızı da benimle paylaşırsanız memnun olurum.

Bu arada iki tane yaklaşan atölye çalışmam var katılmak isterseniz, kayıt için üstlerine tıklayın:

1- Arzu Ettiğin İşi Kendine Çek- 4 Temmuz-10:30-12:30

2- İş ve Yaşamda Eril ve Dişil Enerjinin Dengele- 18 Temmuz – 10:30-13:30

Otantik kimliklerinizi ortaya çıkararak var olmanız dileğiyle, sevgiler,

Nilgün YETİŞ- Dönüşüm Koçu

Not: Çalışan hanımlar, Linkedin’de çalışan kadınlara özel İş ve Yaşamda Kadın grubuma katılın.

Bu Yazımı Beğendiyseniz şu yazılarım da ilginizi çekebilir: 1-Doyumlu Bir Yaşam için kadınlara 11 kitap önerim, 2-İş yaşamındaki kadınlara yönelik 3 aylık koçluk programım, 3- Özdeğer 4- Yakınlık Korkusu ve İlişki kalitesi , 5- Özşefkat, 6- Kendinizi önemseyin anlamlı başarılar yaratın. 7- İlişkilerde pozitif değişim yaratan sorular