Aldıkların ve Verdiklerinle nasıl dengede olursun?

Alış-verişlerinde dengede misin?* Bir alış-veriş yaparken aldıklarına mı verdiklerine mi odaklanıyorsun? Alışta nasıl hissediyorsun, verirken nasıl hissediyorsun? Kendini gün içinde işte gözlemle, ilişkilerinde gözlemle, market alış-verişlerinde gözlemle. Neye odaklanıyorsun? Gidene mi? Gelene mi? Kazancına mı, kayıplarına mı?

Alış-veriş dengesi çok önemli bir meseledir ve temelde yaşamda insanın mutsuzluğunun temelidir. Ama çoğumuz bunu bilmeyiz. Bize öğretilmişlikle yaşamda akar gideriz. Ta ki dengenin bozulduğunu sinyalleri maddi, fiziksel, manevi ortaya çıkmaya başlasın.

” Eğer verme eylemi ile birşey kaybetmiş hissediyorsanız verdiğiniz hediye gerçekten verilmiş olmaz, bu nedenle de herhangi birşeyin artması sağlanmaz. Eğer istemeyerek veriyorsanız bu vermenin arkasında enerji yoktur. En önemli şey birşeyi alırken ve verirken ki niyetinizdir. Niyetiniz her zaman alan ve veren için mutluluk yaratmak olmalıdır, çünkü bu niyet hayatı destekler, devamını sağlar ki bu da herşeyi çoğaltır.” Deepak Chopra – Başarının 7 Ruhsal Yasası

Çoğumuz kazancımızın bereketi olmadığından yakınır, geldiği gibi gidiyor denir. Özellikle bu alandaysanız bu bilgiler ışığında niyetlerinize alış-verişteki tutumlarınıza çok dikkatli bakmanızda fayda var. Bu tutum ve davranış gerçekten senin mi yoksa sana öğretilen mi? Bu şekilde davranarak ikincil kazancın nedir?

Karşılığı da verdiğiniz zaman bunu ne kadar koşulsuz ve kalpten yaptığınızla doğru orantılıdır. Bu yüzden verdiğiniz herşeyden keyif alacak yapıya sahip olmalısınız. Böylece verme enerjisi zaman içinde çoğalıp artar.” Deepak Chopra – Başarının 7 Ruhsal Yasası

Alış-verişlerimizde kimimize vericilik öğretilmiştir, kimimize alıcılık. Çok az kişi de alışveriş dengesini görürüz. Onlara da ya gıptayla, ya hasetle bakarız ya da bencil deriz. Aslında alış-veriş dengenizin olması aynı zamanda sağlıklı sınırlara sahip olduğunuzun da göstergesidir.

Bu aslında aydınlanma için üzerinde kendinizi gözlemleyerek durulması gereken çok önemli ve uzun inceleme gerektiren bir konu. Ve gerçekte nasıl olduğunuzu bir farkederseniz çok büyük dönüşüm yaşayacağınız bir konu.

Bizler farkında olmadan çoğunlukla da bize öğretilmişliklerle alış-veriş yaparız. Bu sadece maddi konlar değildir; tüm ilişkilerini kapsar; iş, arkadaşlık, evlilik, akrabalar, doğa, yaşam, market alışverişi…

Mutfağa gelip, dolaba yerleştirirken (artışa mı), ne kadar çok para verdiğine mi (azalışa mı); yoksa ne güzel şeyler aldığına mı odaklanıyorsun, bedenini beslemek için. Alış-verişinde ne sıklıkla şükran duyguları içerisindesin?

Kimimiz bırakamaz, kimimiz alamaz. Ancak bilin ki bırakamayan yeniyi alamaz. Paranın da serbestçe dolaşması için alanınızda da akışta olmalı. Önemli olan parayı doğru yönetimini, doğru akışını öğrenmek ve uygulamaktır.

Ben çocukken ve gençlik dönemimde annemle sık sık alışverişe çıkardık. Benim annemden öğrendiğim bir davranış mesela sıkı pazarlık yapması, eve gelince hemen harcamalarını gözden geçirmesi, sonra giden eğer çok ise hayıflanması idi. Birşey pahalı ise değersiz olduğu, boşuna para verildiği. Bu davranışın benim market alışverişlerime yansıdığını fark ettim. Bilinçlenme çalışmalarım ile kendimi düzelttiğimi söyleyebilirim. Çok şükür pazarlık kısmında onun kadar sıkı değil idim. Emeğe saygım var. Sadece kendi kazancımı gözetmem karşı tarafa haksızlık olduğunu düşünürdüm, utanırdım çocukken, büyüyünce de gerektiğinde kararında yapmaya başladım.

Alış-verişi bir festivale dönüştürmek de bizim elimizde, bir aldatılmaya, kayıba, ya da birilerine kazık atmaya da.

Hayatla dans etmek; sana tad verenlerle buluşmaktır.

Bunun içinde alış-verişlerinizde samimiyet olmalı. Sadece kazanma düşüncesi ile değil; kalpten hissederek yapıyor olmanız gerçek vermektir. Gerçek şükrandır.

İnsanın bu noktada aydınlanması bile çoğu konuda farkındalık kazanmasına, ilerlemesine olanak sağlar.

Kimimiz alamaz, kimimiz veremez; kimimiz karşılık bekleyerek verir; hiç istediği gibi olmaz. Kimimiz verse de karşılığını alamayacağına inanmıştır, emeği akar gider karşı tarafa. Kimimiz hep alıcıdır. Onun kapısına, aklına arada bir olsa da verme bilinci uğramamıştır. Kendini akıllı zanneder ama etrafını rahatsız eder. İster alıcı grubunda olun, ister verici, hayat sizi ileriye taşımak için çeşitli derslerle kapınızı çalar, ileriye götürmeye çalışır. Mesajları alan ilerler, alamayan daha da mutsuzluğa batar.

Siz hangi gruptasınız ve orada olmak size nasıl sonuçlar veriyor?

Bana sorarsanız şu niyetle ilişkilerinize girmeniz ve gözlemlemeniz büyük fark yaratacaktır. Yazımı güzel bir niyetle kapatıyorum:

“Aldıklarım ve verdiklerim dengede olsun, bana neşe versin, huzur versin, tad versin. Aldıklarımdan ve verdiklerimden razı olayım, neşe ve şükran dolu çarpsın kalbim. Verdiklerim bana ve karşı tarafa neşe versin, tad versin, huzur versin. Aldıklarım ve verdiklerimle kendimin ve yaşamın ilerlemesine katkı olayım.”

Alış-veriş dengenizi oluşturmada ve geliştirmede bireysel koçluk alarak ilerlemek isterseniz ön görüşme için tıklayın…

Güzel günler dileklerimle,

Not: * Bu yazımı Deepak Chopra, Meltem Reyhan ve Ünal Güner’in çalışmalarından aldığım feyz, ilham ve idrak ile yazdım.

Bu yazımı beğendiyseniz şu yazılarım da ilgiliniz çekebilir: 1- Para için mi çalışıyorsunuz?, 2- Niyetin Gücü, 3- Bırakmak, 4-Şükran duyguları ile istediklerinizi nasıl kendinize çekersiniz, 5- Kıtlık Bilincinden Bolluk Bilincine Doğru