Korona’nın Bilinç Düzeyinde Bize öğrettikleri

İnsanlık tarihi modern yaşama (endüstri- teknoloji) geçtiğinden beri ilk defa tüm dünya toplu bir duruma maruz yaşıyoruz. Aslında birlikte yaşadığımız, deneyimlediğimiz çok şey var iken ve pek azımız farkındalık ile kıymetini bildi. Günün, güneşin, doğanın, varlığın ve YAŞAMIN..

Bizler otomatikte yaşamayı güvenli olarak görürken, Korona Virüsü hepimizi bir bilinmezlik içine sokarak hayatta kalmak, devam etmek üzere gönüllü gönülsüz oturup kendimize bakmak, yaşantımıza, iş yapma şeklimize çeki-düzen vermeye yöneltti.

Belki de hiç istemediğimiz yönlere doğru evrimleşme süreci içindeyiz. Dijitalleşme… Ne kadar istersiniz bilmem. Benim çoook da gönüllü girdiğim bir konu değil dijitalleşme, ama bu da evrimleşmenin bir parçası gibi görünüyor! Ama nasıl olacak? Bence soru bu! Dijitalleşme kime hizmet edecek.

İş dünyaları sarsıldı. Para insanların birbirlerinin ihtiyacını karşılamak üzere kolaylaştırıcı bir araç olarak ortaya çıkarılmış olsa da ne zaman ki insanoğlu paranın gönüllü kölesi olmaya başladı, insanlığından da, insanlık değerlerinden de çıkmaya başladı.

Bu nedenle KAVRAMLARI yeniden sorgulamak, yeniden bakmak durumundayız! İster hoşunuza gitsin, ister gitmesin.

  • Hayat nedir?
  • Para nedir Sizin için?
  • İş Nedir?
  • Kim kime hizmet ediyor?
  • Alıcı mısınız? Verici mi?
  • Hayata katkılarınız ne?
  • Doğaya saygınızı nasıl gösterirsiniz?
  • Doğayla nasıl bir bağlantınız var?
  • Kimlere gülümsersiniz?
  • Sizin için değerli olanlar kimler?
  • Kendinizle ilişkiniz nasıl?
  • Kendinize doğal öz-şefkat gösterebiliyor muydunuz?
  • Değer yargılarınız neler?
  • Televizyonu açtığınızda, sosyal medyada gezinirken neleri arıyorsunuz? Gözünüz neyi arıyor? Neler odaklanıyorsunuz?
  • Odağınızda neler var?
  • İnsan yavaşlamadan bu anlamlarla bağlantı kurmasının imkanı yok!
  • Hele de hızlandırılmış bu günümüz dünyasında!

YAVAŞLAYIN….

Korona olsa da yavaşlayın olmasa da!! Çok kolay değil biliyorum. Bir kızıldereli hikayesi vardı bilirsiniz;

Kızılderelilerle bir yolculuğa çıkıyor adamın biri. Epey bir yol aldıktan sonra grubun yaşlı bilgesi bir ara bir taşın üstüne oturuyor ve beklemelerini söylüyor. Adam soruyor “neyi bekleyeceğiz”, yaşlı bilge cevap verir: “çok hızlı gittik ruhumuz geride kaldı, onun gelmesini bekleyeceğiz.”

İşte dostlar yaşamımız da bu hale gelmişti. Hep biryerlere yetişmeye, birşeyleri geçmeye çalıştık ve çılgınca ilerliyorduk. Çok hızlı gittik RUHUMUZ geride kalmıştı. Ruhun geride kalması ne demek?;

İçi boşaltılmış kavramlar, içi boş anlamsız ürünler, üretimler, alışverişler, seyahatler, gösterişler, şişirilmiş egolar, içi boş ilişkiler….

Çoğumuz bundan muzdarip değil miyiz? İşte şimdi Doğa ana, doğal seleksiyon bize YAVAŞLAMAMIZI, DAHA DA YAVAŞLAMAMIZI OTURUP KENDİMİZE BAKMAMIZI SÖYLÜYOR.

Zira sen yoksan, içinde yarattıklarının da bir anlamı yok, nefes almıyorsan, aldığın nefesin farkında, lezzetinde değilse, ürettiğinden, yarattığından memnun değilsen, şükran duyguları içinde değilsen hiçbir anlamı yok.

GERÇEK ŞÜKRAN; TATMİNDİR. OLUŞ HALİNDEN TATMİNDİR. VARLIĞINDAN, SANA VERİLENDEN, HAYATLA DANSINDAN TATMİNDİR.

Sen varsan bu hayat var, sen hissediyorsan, sen hakkını veriyorsan, sen insanların gözlerinin içine korkmadan, çekinmeden bakabiliyorsan, kendini ortaya koyabiliyorsan var.

Lütfen HAYATIN hakkını verelim, zira biz bu farkındalıkla hayata katılmıyorsak HAYAT da istemiyor…

Tüm dünyadaki kayıplarımıza rahmet, yakınlarına dilerken bizlere farkındalığın arttığı sağlıklı ve neşeli günler dilerim.

Benimle çalışanlar neler dedi okumak için tıklayın…

Tanışma için 75 dakikalık koçluk görüşmesi almak için tıklayın…

Nilgün YETİŞ /Dönüşüm Koçu

NOT: Linkedin’i etkin kullanıyorsanız Dönüşüm Liderleri grubuma katılımınızı öneririm.