Oyun Yetişkinler için Bir İhtiyaçtır

“Oyun olmayan hiç birşey yapma, işte o zaman ağır bir iş bile olsa, hatta tehlikeli bile olsa yine oyun olacak. Hayatı zenginleştirdiğini gördüğümüz için, isteyerek yaptığımız için oyun olacak. Şiddetsiz İletişim işte bu prensibe dayanır.”

Marshall Rosenberg, – Şiddetsiz İletişim -NVC

Yukarıda paylaştığım oyunla ilgili söz bana iş hayatı ile ilgili büyük farkındalık kazandırmıştır.

Oyun, çocuğun deneyimleyerek kendi kendine öğrenmesini sağlayan,  eğlenmek amacıyla ve  içsel olarak güdülenen,  bazen kuralları belirlenmiş ve bilinen,  bazen de kendiliğinden gelişen ve mutluluk, coşku, heyecan,  merak duygularını da içinde barındıran  davranışlardan oluşan bir etkinliktir.

Düşünsenize iş de bir oyun aslında. İstemediğiniz bir işi yaparken pozitif duygu üretemezsiniz, yaratıcı olamazsınız, kendi enerjiniz düştüğü gibi, çevrenizin de enerjisi düşebilir.

Çocukken çok oyun oynadınız mı? Oyuna doydunuz mu?

Kurduğunuz oyuna kimler katıldı? Ya da birilerinin seni oyuna katmasını mı beklerdiniz? Kendinizi oyuna verir, kaptırır mıydınız? Mızıkçı mıydınız? Paylaşımcı mıydınız, oyuncaklarınızla oynatır mıydınız?

Kimimiz doyduk, kimimiz oyun nedir bilmedik, kimimiz engelledi, kimimiz oynasa da çok sevdiği için doyamadı… Kimimiz halen oynadığı oyunları devam ettiriyor. Belki futbolcu, belki tiyatrocu, terzi, doktor… pilot oldu.

Hayat şu aralar sizin için nasıl? Hayatla dans eder misiniz? Onu bir çocuk gibi oyuncu karşılar mısınız?

Çocukken oyunculuğumuz şimdiki hayatımızda hayata tutunma şeklimizi de belirlediğini düşünüyorum. Hatta bazı hayatta var olma oyun paternleri de geliştiriyoruz ve o şekilde oynamaya gayret ediyoruz. Taa ki işler istediğimiz gibi gitmeyene kadar öğrendiğimizde kalmaya ısrarcı olabiliyoruz. O zaman bırakabilmeyi ve yeniden oyun oynamayı öğrenmek gerek.

Hayat öyle birşey ki doğal çocuk ruhumuzla yaklaştığımızda onu öğreniyoruz, dolu dolu yaşıyoruz. Düşsek de kalkıyoruz, acı geçince yeniden oyuna giriyoruz. “Düştüm, bir daha oynamıyorum”, “küstüm oynamıyorum demiyoruz.” Çünkü doğal çocuk oyunun keyfini, anlamını bilir ve ondan geri kalmak istemez.

Evet, hayat oyuncu olanları seviyor, oyun kuranları, yaşam enerjisini yüksek tutanları ve etrafına da enerji verenleri. Bu nedenle her hafta olamasa bile ayda iki defa sevdiğin oyunu oynamaya kendine vakit ayırman çok önemli.

Eğer hayalleriniz büyük, kırılganlıklarınız büyükse ya biryerlerde kırıldınız, şimdi toparlanamıyorsunuz, ya da çocukken yaralandınız hayata şimdi o pencereden bakıyorsunuz. Size önerim sizi engelleyen eğilimlerinizin farkına varın ve destek alın. bu terapi olur, koçluk olur, iyi bir yetişkin olarak hayata katılmak ve yaratmak için içinizdeki doğal çocuğu ortaya çıkarın.

Çok çalış, çok oyna ve nazik ol.

Yine işte çok yoğun çalıştığım dönemde yeğenimin okulunda gördüğüm bir söz çok etkilemişti. “We work hard, we play hard- çok sıkı çalışır, çok sıkı oynarız”. Şimdi bizim kültürümüzde yetişkin oyunları çok teşvik edilmiş değil; sonradan kazanmaya çalışıyoruz alışkanlık olarak, onun için iş yerlerinde iyi takımlar çıkmıyor, iyi ortaklıklar çıkmıyor, çıksa da uzun süreli olmuyor, firmalar daha çok aile şirketi diye kalıyor.

Dinlenmeden ve oyunla rahatlamadan çok çalışıldığında, çalışanın atamayacağın stres, gerginlik, mutsuzluk; iş tatminsizliği ve en sonunda tükenme sendromunda (burn-out) götürüyor. Yaşamsal tatminsizlik, iş ile bağın kopması ve anlamsızlaşma. Takım oyunculuğunun geliştirilmesi ile de empati geliştirilebilir, daha iyi birbirini anlayan ve destekleyen ekipler oluşturulabilir.

Hangi aktiviteyi yapmak eğlencelidir sizin için?

Dengeli, keyifli ve hafif bir hayat için mümkün olduğunca hayatınıza ve işinize daha çok oyunu katmanız için önerilerim:

1- Yaşınız ne olursa olsun kendinize bir hobi bulun, bu sadece ruhsal rahatlatmayacağı gibi beyin gençliğinizi de sağlayacaktır. Bu müzik olur, resim olur, spor olur, seyahat olur. Neyi yapmak istiyordunuz da bahaneler bulup vazgeçiyordunuz? Yapmaya izin verin alan açın.

2- Bol bol kahkaha içeren filimler izleyin, gülün, hatta çocuk ve macera filmleri seyredin. Bunlar sizin içinizdeki çocuk ile bağlantı kurmaya, üzerini örttüğünüz ilgi alanlarınız ile yeniden bağlantı kurmanıza yardımcı olacaktır.

3- İş yerinizi daha oyun oynanır hale getirin. İnsanların aralarda kafalarını rahatlatmaları için oyun aletleri koyun. Bu langırt olur, satranç, tavla olur. Hem ilişkileri güçlendirecek, hem de günün stresini atıp, daha verimli, istekle ve aidiyet duygusu ile çalışmalarını sağlayacaktır.

4- Ve tek oyuna, tek takıma, tek stratejiye bağlı kalmayın! Oyun repertuarınız geniş olsun. Yani ilgi alanlarınız, hayatınıza yeni ilgi alanları katarak zenginleştirin. Bunları dost sohbetlerinde dile getirin, çevrenize de aşılayın. Onların da yaşam enerjilerini canlandırın.

Orta yaşlılarda, hadi bu Türkiye orta yaş toplumuna sirayet etmiş evde oturma, TV izleme, 40’ından sonra yaşamdan elini ayağını çekme modunu kıralım.

Hadi üşenmeyin, ertelemeyin 2020’yi sizin yılınız yapın. Canlanın, etrafınıza canlılık katın.

Benimle çalışanlar neler dedi okumak için tıklayın…

Koçluk almak isterseniz ön görüşme ve bilgi almak için tıklayın…

Not: Linkedin’i etkin kullanıyorsanız Dönüşüm Liderleri grubuma katılımınızı öneririm.