Vizyonun Seni Arkandan Götürecek Kadar BüYüK mü?

Merhabalar ;


Vizyonun belli mi? Peşinden gitmek isteyeceğin kadar heyecan verici mi? Canlı mı? Egondan mı geliyor, Ruhundan mı?


Günümüz yüzeysel dünyasının sana dayatmalarını mı dinliyorsun?

“Şunu yaparsan değerin olur, bunu alırsan önemli bir insansındır… vs”. Birilerine gösteriş olsun diye mi istiyorsun? Öyleyse sana söyleyeyim sahte ben’in “ego”nun sesini dinliyorsun ve bu ses sana nihai tatmin ve mutluluğu vermez. Bir süre sonra rolescoster denilen geri sarma durumuna düşersin.

Vizyon oluşturmaktan korkarlar, gelecekten korkarlar. Bunun için harekete bile geçmezler.

Oysaki beklediğimiz, istediğimiz bilinmeyende saklı! Bilinmeyen de bizim ortaya çıkarmamız için bekliyor.

Hayat CESARET edenleri destekliyor. Cesaret için de kalbini dinlemelisin. Kalp sana doğru enerjiyi verecek. Bunun için hayalinin; vizyonunun arkasındaki yüksek amaçla bağlantı kurmalısın. Hergün hayalinle yeniden bağlantı kurman çok önemli. Onu şu an olmuş gibi hissetmen, onu sabırsızlıkla beklemen ama bir o kadar da o ya da daha iyisinin senin için olacağına inanarak, bırakman çok önemlidir. Buna “non-attachment” yani hedefine bağımlı olmama deniyor. bu yaratım olayının ruhsal tarafıdır.

Hayatın sürekli senin, en iyinin ortaya çıkması için çalıştığına güven ve iman ile devam etme enerjisidir. Bunun için; senin için büyük, senin içindeki potansiyeli, büyüklüğü, yapabilirlikleri ortaya çıkaran sebebi bulmalısın.

Eğer o bilinmeyene doğru gidemiyorsan; korkularının arkasında kendini tanımladığın persona’n (masken, kimliklerin) mı yatıyor? Yoksa gölgen mi?

Geçen hafta gölgeden, karanlık tarafımızdan bahsetmiştim. Gölgen; sen ileriye gitmek isterken korku ile geride kalmak isteyen korkmuş tarafın olabilir. Aydınlık tarafın ileriye gitmek isterken karanlık tarafın seni geride tutmaya çalışıyor olabilir, ya da karanlık tarafın dışarıda seni baskılarken içerideki aydınlık tarafın dışarıya çıkmaya çalışıyor olabilir.

Sen kendini nasıl görüyorsun? Nasıl tanımlıyorsun?


Kendine sor, “ben kimim?” diye ve aklına ilk gelen 10 özelliği sorgulamadan yaz. Sonra yakınlarından 2 kişiye sor seni nasıl görüyorlar, seni nasıl tanımlıyorlar. 7 özelliğini yazmalarını iste. Senin tanımladıklarınla onların seni tanımladıkları arasında fark var mı? Farklar pozitif mi? Negatif mi? Senin kendini tanımlaman ne kadar pozitif, destekleyici? Değil ise kendine tekrar sor “aslında ben kimim?” ve sorgulamadan yaz, içindeki cevheri açığa çıkar…

Bu çalışmaları yapmaz isen; büyük ihtimalle sahte egonun, toplumsal beklentilerin ve dayatmaların kurbanı olacaksın.

Seçim senin….


Eğer bu yolculukta karanlığa çok fazla dalmadan ilerlemek istiyorsan bireysel koçluk çalışmamı kesinlikle öneririm. Aldığımız sonuçlar oldukça tatmin edici.

Benimle çalışanlar neler dedi okumak için tıklayın…

Ön görüşme planlaması için tıklayın…



Güzel bir hafta dileklerimle,
Nilgün Yetiş
Dönüşüm Koçu
www.nilgunyetis.com