Bilinç aslında dikkattir…

“An”da olmak diyorlar, farkında olmak diyorlar ustalar ve üstatlar. Ben de diyorum gelişim yolcuğunda ilerleyen bir öğretmen, öğrenci ve koç olarak…

Ve farkına varıyorum ki Bilinçli olmak dediğimiz aslında dikkatimizin uyanık olması….

“Bilincim nerede?” diye bir yazım var -sitemden okuyabilirsiniz-. Bugün bir yazımı güncellerken onu referans olarak eklemiş, arkasından akşam yemeğine geçmiştim. Yemeği farkındalıklı yemek olarak yemek yerine, televizyonu açıp gürültü ile yemeği tercih etmeye karar verdiğimde aklıma soru olarak yazımın başlığı geldi “Bilincim Nerede?” ve arkasından da cevap “dikkatim neredeyse bilincim orada!” nokta!!! Kendi kendime bu içsel konuşmamla bir farkındalık yaşadım.

Dikkat bir enerjidir; enerjinizin yoğunlaşmasıdır. Neye enerjinizi verirseniz o çoğalır bunu unutmayın. Olumlu ya da olumsuz. İyiliğe, güzelliğe mi odaklanıyorsunuz yoksa kötüye, olumsuza, vakit çalana mı?

Bilinçli olmak için sessizleşmeyi, dinginleşmeyi öğütler zen ustaları, meditasyon üstatları. Ben ise bu farkındalığımla, özellikle büyük şehirlerde ve daha çok zihinsel dünyada yaşayanlarınıza ve ruhsallığa henüz çok yatkın olmayanlarınıza farkındalık becerinizi arttırmak için dikkatinizi izlemeyi öneriyorum. Ama Otomatik olarak değil. Gerçekten kendinize sorun “Dikkatim şu anda nerede?” ve gözlemleyin, bedeninize bakın, bedeninizi hissedin, sonra zihninize, zihninizden geçenlere bakın… Ve  serbest bırakın bakın bakalım dikkatiniz nereye gidiyor. İzin verin. Sadece izleyin, izin verin, dikkatiniz özgürce dolaşsın. (Bence ilk başlarda dikkatin kendi doğal seyrine izin vermek de insanın kendini ve kendi eğilimlerini tanıması için çok önemli.) Bunun yanında doğadaki canlıların sese, harekete nasıl dikkat kesildiklerini ve yaptıkları uğraştan kafalarını kaldırıp olası durumlara tepkiler vermeye hazırlandıklarını gözlemlemenizi öneririm.

Mesela ben bu akşam yemeği yerken sevdiğim kanal Bloomberg TV’yi açtım, cemiyet hayatı haberleri daha kaliteli ve seviyeli geliyor ona benzer bir program vardı dikkatimi çekti dinlemeye başladım. Ancak erken akşam saati olduğundan daha çok kültür-sanat haberlerinden bahsediyordu, dikkatimi verip dinlediğimde dünyaca ünlü bir mandolin sanatçısının, yine dünyaca ünlü orkestra şefi ve kadrosu ile yakınlarda konser vermek için Türkiye’ye geleceğini öğrendim. Bu arada sanatçının çalışından örnekler veriyordu, dikkatimi daha da çekti, ilgiyle dinledim ve kendime “bak yeni bir sanatçı öğrendim, aslında gitmek de gerek, keyifli olabilir, mandolinle çalınan yeni ezgiler öğrenebilirim dedim” ve bu benim içimde hem merak, hem ilgi hem de canlılığı ortaya çıkardı.

Anda olmak, yaşamak, yaşama yaşam katmak, ilgili olmak; hayatın kalitesini arttırmak sanıyorum böyle birşey. Yoksa saatlerce ve yıllarca farkındalık egzersizleri yapın dikkatinizin nerede olduğunu ve oradan nereye gittiğini, ne öğrettiğini, ne öğrendiğinizi, yaşama ne katttığınızı ve oradan nereye gittiğinizi bilmeden boş bir küp haline gelebilirsiniz. Ve kalan yaşamınız sakin fakat boş geçebilir,

Dikkatinizi iyi kullanarak farkındalığınızı geliştirerek yaşamı geliştirmeniz, büyütmeniz ve böylece anlamlı ve ilham veren yaşamlar oluşturmanız dileğimle, güzel bir haftasonu dilerim,

Nilgün YETİŞ / Başarı ve Dönüşüm Koçu

NOT: Eğer sizin gibi düşünen ve gelişimine önem veren insanlarla Linkedin’de buluşmak istiyorsanız,  “Dönüşüm Liderleri” Grubuma katılmak için tıklayın….

Eğer bültenlerimin e-mailinize gelmesini ve benden duymak istediğiniz konuları belirtmek istiyorsanız formu doldurmak için tıklayın…

Bu yazının faydalı olacağını düşündüğünüz arkadaşlarınız ve çevrenizle aşağıdaki sosyal medya butonları ile paylaşmanızdan memnun olurum.