Sağlıklı SINIRLARLA, İçine Sinen Başarıyı NASIL Yakalarsın?

“Kişisel Sınırlar” kavramını duymuşsunuzdur.

“Kişisel sınırlar, bireylerin günlük yaşantılarında gizlilik ve özerklik hissetmek için ihtiyaç duyduğu fiziksel ve psikolojik sınırlamalardır.

Belki eğitimli, belli bir seviyeye gelmiş biri olarak sağlıklı sınırlara sahip olduğunuzu düşünmektesiniz, ama bir türlü de patronunuzun  size niye fazla yük yüklediğini, arkadaşlarınızın yanında niye tam kendinizi ifade edemediğinizi ya da onlar kadar rahat olamadığınızı, eşinizin sizden neden o kadar çok şeyi yapmanızı istediğini ya da hiçbirşey yapmanızı istemediğini anlamamaktasınız. Belki de büyük çoğunluğun yaptığı gibi siz de onları sorumlu tutmaktasınız; “Eğer patron sana yeterince saygı duysaydı” “eğer karın nasıl isteyeceğini bilseydi” “eğer kocan bu kadar meşgul olmasaydı”, “zaten Ayşe hep böyledir…” “Ali’ye ne yapsam değişmiyor”...

Ya da “bu sınırlar dedikleri de ne hepimiz biriz, kasmaya ne gerek var? “ diyen, henüz sınırlar kavramı içine girememiş birisiniz. O zaman yazımı okumanızı öneririm.

“Yüzleşmeye cesaret edemediğimiz korkular, sınırlarımızı belirler.” Robin Sharma

Kişisel sınırlar, çocukluktan itibaren öncelikle ailesi ve yakın çevresi tarafından verilir ve yaşanılan toplumun değerleri ile şekillenir. Eğer kişisel sınırları gözeten ve ‘çocuk da olsanız’ saygı duyan bir aileden geliyorsanız ne mutlu. Kendi adınıza konuşan, duruşu ile sınırlarını belirten, sağlıklı bireysiniz. Eğer gelmiyorsanız yetişkinlikte sıkıntı yaşamanız olasıdır.

 

Ailede hem kendi sınırlarına hem de başkalarının sınırlarının önemli olduğu ve saygı duyulması gerektiği öğretilmemiş ve birey bu konuda kendini ve çevresinin davranışlarının sorgulamamış ise hem kendisi hem de çevresi ile çatışma yaşaması çok muhtemeldir. Bazen sınırlara saygı duymanın ne demek olduğun bilmeyen, belirsiz sınırlar içinde büyümüş olanlar, sizin tepkilerinizi de abartı bulabilir ve sizi yargılayabilir. Bu gibi durumlara karşı da dikkatli olmanızda ve kendinizi uygun şekilde ifade etmenizde fayda var.

Dış dünya içimizin yansımasıdır.

İçerde ne varsa dışarıda da o vardır.

Algılarımız, inançlarımız, sığındığımız hikayelerimiz gerçekliğimizi oluşturuyor. Hikayelerimizin ne kadar farkına varırsak onları değiştirme ve yenisini yazma imkanını buluruz. Böylece otomatiğe binmiş davranışlardan çıkıp gerçek benliğimizle buluşur ve daha içsel, güçlü ve bahane üretmeyen Yeni bir BEN ile aksiyona geçeriz. Nasıl? Kulağa hoş geliyor değil mi?

Evet şimdi nasıl yapabileceğimize ve sağlıklı, güçlü sınırlarla anlamlı başarıyı nasıl yakalayacağımıza bakalım;

  • “Hayır” demek istediğinizde “hayır”, “evet” demek istediğinizde “evet” diyebiliyor musunuz?  Kendinizi savunmaya geçmeden savunabiliyoe musunuz? Eğer değil ise size önerim: rahatsız olduğunuz şeyleri anında söyleyin, geçmesini beklemeyin, bastırmayın, bahane bulmayın, normalleştirmeyin;  “karşımdaki ne der”, “beni anlar mı?”, “kabul eder mi?” endişeleri duymadan, ya da duysanız bile dile getirme CESARETİ gösterin. sonuçları şaşırtıcı güzel olacaktır.
  • Başkalarına verdiğiniz sözleri yerine kolaylıkla getirirken kendinize verdiğiniz sözleri de iç disiplin ve sevgi ile yerine getirebiliyor musunuz? Değil ise bu konuda çalışmaya, hergün kendiniz için küçük birer adım atmaya başlamanızı öneririm. Adım atmanıza destek için sitemdeki özsaygı, özgüven ve sevgi konulu yazırlarımı okuyabilirsiniz.
  • Yorgun olduğunuzda kendinize dinlenme izni veriyor musunuz? Yoksa işler bitmeden sonuna kadar çalışma adına kendinizden var mı geçiyorsunuz? Yine eğer siz yeri geldiğinde kendinize “durma zamanı” demezseniz, sınırları koymazsanız, karşınızdakine de bu şekilde davranma izni vermiş oluyorsunuz.
  • Kendi kabınız dolu olmadan başkalarının kabını dolduramazsınız. Kendinize karşı anlayışlı, sevgi dolu, anlayışlı, destekleyici ve koruyucu olamadan başkalarına olamazsınız. Bilirsin uçak yolculuklarında acil durum anonslarında “önce kendi oksijen maskenizi, sonra çocuğunuzun maskesini bağlayın” der.
  • Kendinizi kabul ettirmek için kendinizi terk etmeyi bırakın, önce siz kendinizi olduğu gibi kabul edin ne sevin. İnsanlar da sizi ziyarete geldiğinde ya da iletişim kurduğunda terk edilmiş bir evle karşılaştırmayın.

Bu nedenle “sağlıklı sınırlara sahip olma ve nerelerde kaçaklarım olabilir?” diye sorgulamanızı öneriyorum sizlere ayrıca Suzan Jefferson’un Korksan da Vazgeçme veJohn Townsend, Henry Cloud “Sınırlar” ve tabii ki Marshal Rosenberg’in “Şiddetsiz İletişim” , Doğan Cüceloğlu’nun “Geliştiren Ana-Baba” kitablarını okumanızı ve pratiklerini uygulamanızı öneririm. Sonuçlarını da benimle paylaşırsanız memnun olurum.

GÜÇLENDİREN OLUMLAMA:

“Her geçen gün sağlıklı sınırlara sahip olma gücüm artıyor, “EVET ” demek istediğimde gerçekten içime sinen “EVET”, “HAYIR” demek istediğimde gerçekten içimize sinen “HAYIR” diyorum.”

bu olumlamayı gün içinde sık sık kendinize söylemenizi,  yazarak cüzdanınızda taşımanızı ve okumanızı öneririm. Söylerken derin nefes alıp vermeyi de ihmal etmeyin. Böylece yaşam enerjisi ile girmesini, enerjisini yükseltmeyi sağlarsınız.

Unutmayın sağlıklı sınırlara sahip olmak demek, başkalarının, çocuklarınızın da aynısını yapabileceğine rol model oluşturmaktır. Bu da daha gelişmiş bir toplum yaratmaya katkı sağlar.

Kendinize iyi bakın, sağlıcakla kalın,

Güzel bir hafta dileklerimle…

Bu konuyla ilgili şu yazılarım da ilginizi çekebilir: 1- Hiç Mobinge Uğradınız mı?, 2-Cam Tavan Sendromu, 3- Özgüven Çalışması Yap, Başarını İkiye Katla, 4- Dönüşüm Lideri

Nilgün Yetiş

Dönüşüm Koçu

NOT: Eğer sizin gibi düşünen ve gelişimine önem veren insanlarla Linkedin’de buluşmak istiyorsanız,  “Dönüşüm Liderleri” Grubuma katılmak için tıklayın….

Koçluk programlarımı incelemek için BİZ sayfasına bakın.
Güncellemelerimin e-mailinize gelmesini ve benden duymak istediğiniz konuları belirtmek istiyorsanız formu doldurmak içintıklayın…

Yorum yok

Yorum yaz