Umut- bir duygu mu yoksa düşünsel süreç mi?

Merhabalar,

Umut etmek nedir sizin için?

Her zaman umuda ihtiyacınız olduğunu düşünüp; günlük hayatta yaşananları, gerçekleri görünce kendinize nasıl umut verebileceğinizden şüphe mi duyuyorsunuz?

Ya da umut etmeyi “Polyannacılık” olarak görüp; analitik, mantıksal düşünüp olduğu yerde saymayı, bekleyip görmeyi, ondan sonra harekete geçmeyi tercih edenlerden misiniz? Eğer öyleyse bu yazım sizin için:

Mitolojiyi sevenlerden misiniz? Ben çok severim ve hikayelerinden kendi hayatıma yön vermede çok faydalanırım. İşte sevdiğim bir tanesi: Pandora’nın Kutusu;

Efsaneye göre, Zeus kendinden ateşi çalıp insanlara veren Prometheus‘u cezalandırmak için, kardeşi Epimetheus‘a balçıktan yapılmış tanrısal güzellik ve zekaya sahip Pandora’yı eş olarak gönderir. Epimetheus kardeşi Prometheus’un tüm uyarılarına karşı Pandora ile evlenir. Zeus, Pandora’ya evlilik hediyesi olarak topraktan yapılmış, çömlek benzeri bir kavanoz (yanlış yapılmış bir çeviri sonucu kutu olarak anılmaktadır) hediye eder ama bu kavanoz asla açılmamalıdır. Bir süre sonra merakına yenilen Pandora, kavanozu açar ve içindeki tüm kötülükler dünyaya yayılmaya başlar. Ancak son anda kutuyu kapatır bu da insanların içindeki “umut“tur; kötülüğün yayılmamış olması umudu.

Söylencenin bir yönü de Pandora’nın kutusunda kalan “umudun gücü”dür. Bu da tüm insanlara acılara, kötülüklere karşı koyma kuvvetini verme gerçekliğidir. Daha güzel yaşanılası bir dünya için insanlığa direnme cesaretini armağan etmesidir. Pandora son bir gayretle umudu korumayı başarmıştır. Umut onun için hep saklı kalmıştır. Pandora’nın kızı Pyrrha (Pira)’nın tanrıların hükmüne karşı çıkıp insanı yeniden var etmesi bu saklı kalan “umut”tandır.

Vikipedi’de; “bir kimsenin kişisel yaşamındaki olay ve durumlarla ilgili olumlu sonuçlar çıkabileceği ihtimaline dair duygusal inancı” olarak tanımlanan Umut, çok severek ve faydalanarak okuğum ve çalışmalarına da katıldığım Brené BROWN’ın “Mükemmel Olmamanın Hediyeleri” (The Gift of Imperfection) kitabında şöyle tanımlanmaktadır;

“……Bir araştırmacı olarak, iki kelimenin “umut” ve “güç” çok yanlış tanımlandığını düşünüyorum. Umudun kalpten yaşamanın önemli bir parçası olduğunu anladığımda bununla İlgili araştırmaya giriştim ve Kansas Üniversitesi’nden bir araştırmacı C. R. Snyder’in bir çalışmasını buldum… Çalışmada umudun bir duygu değil bir düşünce biçimi, düşünsel bir süreç olduğunu keşfettiğimde şok oldum. Duygular destekleyici rol oynuyor, ama umut gerçekten düşünsel proses ki bunu Synders;

-hedef,

-yol,

-vasıta üçlemesi

ile oluştuğuna inanıyor… En basit ifade ile Umut şu hallerde oluşuyor:

1- Gerçekci hedefler koyma becerimiz olduğunda, (Nereye gitmek istediğimi biliyorum),

2- Hedefimize varmada esnek olabilme ve alternatif yollar geliştirebilme becerisi dahil olmak üzere, bu hedefin nasıl gerçekleşebileceğini bildiğimizde,(oraya nasıl gideceğimi biliyorum, inatçıyım, hayalkırıklıklarını tolere edebilirim ve yeniden deniyebilirim),

3- Kendimize inancımızın güçlü olduğunda (Bunu yapabilirim!),

Yani umut, hedefler koyma, azimli olma ve onlara ulaşmada ısrarlı olmanın birleşiminden oluşmaktadır. Tabii bu sizin için yeterli değil ise bir de şu var, UMUT ÖĞRENİLEBİLİR!

Synder, Umudun diğer insanlardan öğrenildiğini söylerek şunu eklemektedir; çocukluklar umudu çoğunlukla ebeveynlerinden öğrenmektedirler. Umut, sınır koyma, devamlılık ve desteğin olduğu ilişkiler içinde öğrenebiliyorlar.

Synders’in bu açıklamasının, ebeveynler için önemli bir girdi olduğunu düşünüyorum. Ebeveyn kendisi rol model olarak çocuğuna öğreterek hayatın zorluklarıyla başa çıkabilme kapasitesini daha küçükken verebilir.

Brené BROWN kendi çalışmalarında kadın ver erkek katılımcıların umutlu olduklarını söyleyenlerin yine günümüz tüketim ekonomisi ve teknolojisinin herşeyin eğlenceli, hızlı ve kolay olmasını istemesi de umutlu kalmamızı zorlaştırmaktadır; UMUTSUZLUĞU getirmektedir. Deneyimlediğimiz birşey zor olduğunda “Bu aslında kolay olmalıydı, kolay değil ise yapmaya değmez” ya da “Daha kolay olmalıydı, sadece zor ve yavaş; çünkü ben yeterince bu işte iyi değilim” oysaki umutlu olanın kendisiyle konuşması şöyledir “Bu zor, ama ben yapabilirim”.

Burada Martin Luther King’in güç tanımından bahsederek “Ben bunu yapabilirim”in ne demek olduğunu anlayabiliriz;

“Güç: Değişiklik yapabilme becerisidir”

Hayatınızda birşeyleri değiştirmeye gücünüz olmadığına inandığınızda nasıl hissedersiniz?

Güçsüzlük tehlikelidir. Gerçekten hayatta bir değişiklik, ya da değişiklikler yaratmak istiyor isek umut etme gücümüzü, dayanıklılığımızı ve sabrımızı yukarıda belirttiğim yöntemlerle geliştirmeyi öneririm, şahsen ben kendim için kullanmaktayım.

Umudunuzun, kendinize inancınızın, kararlılığınızın hergün artarak tüm potansiyeliniz ile faaliyet göstermeniz dileğimle, iyi günler,

Nilgün YETİŞ / İş ve Başarı Koçu / www.nilgunyetis.com

Eğer sizin gibi düşünen ve gelişimine önem veren insanlarla Linkedin’de buluşmak istiyorsanız,  “Dönüşüm Liderleri” Grubuma katılmak için tıklayın….
Yazıyı faydalı olacağını düşündüğünüz arkadaşlarınız ve çevrenizle aşağıdaki sosyal medya butonları ile paylaşmanızdan memnun olurum.
Keyifli keşifler,
 

75 Dakika Strateji Koçluk Netlik Görüşmesi: Eğer bu aralar kendinizi bulunduğumuz duruma saplanmış ve çıkamıyor, netlik ve bir yol haritasına ihtiyaç duyuyorsanız, 75 Dakika Strateji Koçluk Netlik Görüşmesi satınalma için tıklayın….

Güncellemelerimin e-mailinize gelmesini ve benden duymak istediğiniz konuları belirtmek istiyorsanız formu doldurmak içintıklayın…