Öfkenin Şaşırtıcı Amacı

Günümüz değişken, kaotik iş dünyasında, stres ve öfke yönetimi öğrenmek artık kaçınılmaz. Hele de çalışkan, iyi niyetli, hızlı, birşeylerin hemen olmasını isteyen; katkı sağlama çabalarınız, emekleriniz ile görülme; içten ilişkiler içinde olmak isteyenlerdenseniz.

Her görülmeme öfke oluşturmak için önemli bir sebeptir.

Kimi öfke yönetimine öfke kontrolü der, ancak bu barış getirmeyen, dönüştürmeyen yanlış bir yaklaşımdır. Öfkeyi kontrolü derken, ifade etmeden dönüştürmeye çalışmak, bastırmayı ortaya çıkarır, böyle olursa; hem kendinize, hem çevrenize farkında olmadan ayaklı bir bomba yaratırsınız. Oysaki öfkenin arkasındaki karşılanmamış ihtiyaçlara ve onları nasıl karşılayabileceğinize, nasıl ricalarda bulunabileceğinize bakmak daha kalpten iletişimi kurmayı sağlar.

Size birazdan bahsettiğim yöntem 2007 yılında bildiğim iletişim dilinin karşılaştığım anlaşmazlıkları, çatışmaları çözmede, özellikle kendimi anlamada, kendimle bağ kurmada yeterli olmadığını görmem üzerine keşfettiğim Marshall Rosenberg’in Şiddetsiz İletişim Yöntemine dayanmaktadır. Bir psikolog ve arabulucu olan Marshall Rosenberg terapilerde kullandıkları yöntemlerin günlük yaşamda uygulanmasının ne kadar dönüştürücü olacağını görmesi üzerine geliştirdiği çalışmadır.

İletişim engeli 3 faktörü sayar -siz de kendi durumunuza bir bakın-;

1- Kullanmak üzere eğitildiğimiz dil,

2- Düşünmek ve iletişim kurmak için nasıl eğitildiğiniz,

3- Kendimizi ve başkalarını etkilemek için öğrendiğimiz belirli stratejiler.

Bu 3 faktör içinde bulunduğumuz durumlarda iletişimi şiddetli mi, şefkatli mi yapacağımızı belirliyor.

Şiddetsiz iletişim yöntemi, bir yürekten iletişim yöntemidir.

İnsanların ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanmadığına, karşılanmadıysa bu konuda neler yapılabileceğine odaklanır. Başkalarının bizim esenliğimize isteyerek katkı yapmaları olasılığını arttırmak için, kendimizi ifade etme yollarını gösterir bize. Aynı zamanda bizim başkalarının esenliğine gönülden katkıda bulunma olasılığımızı arttırmak üzere, onların mesajlarını nasıl duyacağımıza ilişkin yolları gösterir.

Herkesin kendi olmak istediği bir dönemde kendi iletişim yöntemlerimizi sorgulamamızın daha faydalı olacağı görüşündeyim.

Evet gelelim öfkenizle baş edebilmenin adımları:

Öfkenizi uyaranın ya da tetkikeyicisinin, öfkemizin nedeni olmadığını bilincinde olmak; Aslında bizi öfkelendiren insanların bize yaptıkları değil, bize yapılanlara tepki veren içimizdeki bişeylerdir. İşte bu tetikleyen ile nedeni birbirinden ayırıp her ikisini ayrı ayrı tanımlamak gerekir.

2- Sizi öfkelendiren içsel yargıyı ya da imajı tanımlayın; Öfke yaratan düşüncenin farkında olma egzersizi demek diyebiliriz buna. Bu nedenle otomatikten çıkıp, düşüncelerinize farkındalık getirecek düşünce araştırmalarında, gözlemlerde bulunmak, kendinizin gözlemcisi olmak çok önemli.

3- Bu yargısal imajı ihtiyaca dönüştürmek; yani bütün dikkatimizi yargının gerisinde yatan ihtiyaca çevirin.

Bu 3 adım içsel yapılır. Öfkemizin bir başkasının yapmış olduğu şeyden dolayı oluşmadığını, aksine asıl yargılarımız tarafından oluşturulduğunun farkına varmaya başlıyoruz ve sonra bu yargının gerisinde yatan ihtiyacı arıyoruz.

4- Yargının gerisindeki ihtiyaçla temasa geçerek öfkemizi başka duygulara dönüştürdükten sonra, o kişiye yüksek sesle asıl söylemek istediğimizi karşıya aktarmayı içerir.

Dördüncü adım, karşımızdaki kişiye bilgiyi dört parça halinde söylemeyi kapsar;

Önce, ona tetikleyeni gösteririz;

– İkinci olarak, kendimizi nasıl hissettiğimizi ifade ederiz. Öfkeyi bastırmadığımıza dikkat edin. Öfke: üzüntü, incinme, korku, düş kırıklığı ya da bunun gibi duyguya dönüşmüştür. Yani öfkenin arkasında yatan duyguları -ifade etmeye çekindiğimiz gerçek incinmişliği, hyalkırıklıklarını ya da her ne ise- ifade edebilme cesaretini geliştirmektir.

-Üçüncü olarak – Karşılanmayan ihtiyaçlarımızı ifade eder,

Dördüncü olarak – karşı taraftan bu ihtiyaçların barış içinde karşılanması için bir ricada bulunuruz. Ancak beklenti olmadan. Zira beklenti ve ile yapılan rica içten yapılan bir rica değildir. Emir gibi algılanabilir ya da zorlama.

Bu tabii yeni bir dil ile kendini ifade etme. Her yeni dili öğrenmeye zaman ayırma gerektiği gibi bu dil içinde üzerinde çalışmak, pratik yapmak, pratiği değerlendirme ve düzeltme yapmak gerekir. Eğer yılmadan devam ederseniz, öfkenizi dönüştürdüğünüz, içten ifade ettiğiniz gibi, iletişim becerilerinizi de çok ileriye götürürsünüz.

Bu çalışmayı uygulamanıza yardımcı olacak kitaplar:

1- Öfkenin Şaşırtıcı Amacı- Dr. Marshall Rosenberg

2- Aramızdaki Kırgınlığı Aşmak- Dr. Marshall Rosenberg

3- Şiddetsiz İletişim- Dr. Marshall Rosenberg

4- Çatışma Ortamında Barış Dili- Dr. Marshall Rosenberg

Eğer kendinizi anlamanız ve iletişim dilinizi yürekten, otantik olması yönünde geliştirmek isterseniz ve bu konuda benimle dönüşüm koçluğu metodolojilerini de kullanarak çalışmak isterseniz nilgun@nilgunyetis.com adresinden iletişime geçebilirsiniz.

Kendinizi ifade ettiğiniz, anladığınız ve anlaşıldığınız günlerin artması dileğim ile,

Nilgün Yetiş

Eğer sizin gibi düşünen ve gelişimine önem veren insanlarla Linkedin’de buluşmak istiyorsanız,  “Dönüşüm Liderleri” Grubuma katılmak için tıklayın….
Yazıyı faydalı olacağını düşündüğünüz arkadaşlarınız ve çevrenizle aşağıdaki sosyal medya butonları ile paylaşmanızdan memnun olurum.
Keyifli keşifler,
 

75 Dakika Strateji Koçluk Netlik Görüşmesi: Eğer bu aralar kendinizi bulunduğumuz duruma saplanmış ve çıkamıyor, netlik ve bir yol haritasına ihtiyaç duyuyorsanız, 75 Dakika Strateji Koçluk Netlik Görüşmesi satınalma için tıklayın….

Güncellemelerimin e-mailinize gelmesini ve benden duymak istediğiniz konuları belirtmek istiyorsanız formu doldurmak içintıklayın…