Olmak, Yapmak ve Sahip Olmak Üzerine

Batının rekabetçi yapısının bize yansıması ile öğrendiğimiz bir OLMA modeli var. Bu da önce sahip olacaksın, sonra olacaksın; sürekli aksiyonda olmayı, dinlenmeden, düşünmeden yarış atı gibi koşmayı yönlendiren yöntem. Sonuç; stres, kendinden kopukluk, anlam kaybı, istemediğin işlerin kölesi olmayla sonuçlanan hayatlar.

Önemli ve değerli birisi olman için başarılı olmalısın, iyi kazanmalısın, şartlanması; önce birşeylere sahip olacağız ki mutlu olalım, neşeli olalım sonra canımız istesin ve yapalım. Mesela:

– Bir makama sahip olursam lider olduğumu söyleyebilirim.

– Bir evim olursa zengin olduğumu söyleyebilirim,

– Param olursa kendimi rahat hissedebilirim,

– Bir sevgilim olursa mutlu olurum …vs…vs.

Bir gün yaşadıklarınız size tad vermemeye başladığını gördüğünüzde kendinize şu soruyu sorarsınız; “Tüm bunları kimin için ve ne için yapıyorum?”, ve farkındalık başlar.

Anlamlı ve doyumlu hayat isteyenlerin odaklanması gereken yöntem OLMA yöntem, sırası şöyledir; OLMA-YAPMA- SAHİP OLMA.

“Birşey istiyorsanız onu bırakmanız gerekir. Daha çok elde etmek için daha az şey yapın. En hızlı sonucu almak için yavaşlayın. Eylemin sorunu sonuçlara odaklanma eğilimidir -kısa sürede hedef odaklı olur, işte bu da Batı Modelidir. Yapmak hemen geleceğe odaklanır ve siz bugünden, kendinizden uzaklaştırır.” Sussanna McMahon

Hissetmediğinizi yapsanız da tad vermez; hissetmediğiniz, sizin için anlamlı olup olmadığının farkında olmadan peşinden gitsenizde elde ettiğiniz başarılar ve kazanımlar size doyum vermez.

“Olma” eyleme bağlı değildir. Öncelikle kendini olduğun halinle kabul etmek, kendinden hoşnut olmak, bir özdeğerin olduğunu bilmektir. Bunun için illa ki birşeyler yapmanın gerekmediğini kabul etmektir.

Olmak kendi seçtiklerimizi yapmamız ve onları iyi yapmamız demektir. Kendimize dikkat etmemiz, “zihin sağlığı için zaman” ayırıp, dinlenmemiz, enerjimizi toplamamız ve bunu da kendi gereksinimlerimizi karşılamak için üzere harcamamız demektir. Bu durumda daha çok enerji üretiriz.

Olmak kendini kapana kısılmış hissetmemek, hayatın bir yarış olmadığını bilmek ve kendi gereksinimlerini doyuracak zamanı ayırabilmektir.

Yüksek frekanslı hisler ve düşünceler, yüksek frekanslı sonuçlar doğurur. Bu da bizi arzu ettiğimiz sonuca taşır.

“İnsanları ve birtakım şeyleri aşırı sahiplenmeyi engellemenin tek yolu sevilme ve değer verilme gereksinimlerimizi kendi kendimize karşılamaktır. Karşınızdakinden istediklerinizi siz kendinize verin. Hiçbir şeye sahip olmadığınızı düşünün ve içinizdekilere odaklanın. Tüm değerleriniz dışa odaklıysa bu sizi dehşete düşürebilir, ama ihtiyacınız olan herşey içinizde var. Dünyayı ben-merkezci gözlerle bakmayı bırakın.

Dışsal olarak neye sahip olursanız olun, kendinizi sevmezseniz hiçbirşeyiniz yoktur. Kendi zaman ve enerjinize sahip çıkın.” Dr. Sussanna McMahon /”Terapistim Yanında” Kitabından

Yani mutlu ve enerjik olmak için kendinizi bir sebebe bağlamayın, önce o hal içinde olmaya kendinizi yönlendirin,  sonra zaten enerjinizin yükseldiğini ve aksiyona geçtiğinizi ve sahip olmak istediğini şeyi yaratmaya ve kendinize çekmeye başladığınızı göreceksiniz.

Bugünden başlayın ve bu sırayı sık sık kendinize hatırlatın; Olmak- Yapmak – Sahip Olmak (Being-Doing-Having).

Güzel bir gün dileklerimle,

Nilgün Yetiş Koçluk ve Danışmanlık’ı Facebook’da takip için tıklayın….

– 75 Dakika Saatlik Laser Koçluk Görüşme Randevusu için tıklayın….

Linkedin’deki Dönüşüm Liderleri Grubuma katılmak için tıklayın….

Paylaşımlarım ve programlarım hakkındaki güncellemeleri e-mailinizle almak için sitemdeki abonelik kutularından kayıt yapabilirsiniz.